
Ceset o kadar iyi korunmuştu ki bu kişinin yakın zamanda bir dağcılık kazasının kurbanı olduğu varsayıldı ve olay polise bildirildi.
Cesedin aslında ilk düşünüldüğünden çok daha eski olduğu günler sonra anlaşıldı.
Sonunda, radyokarbon tarihleme yöntemiyle cesedin yaklaşık 5300 yaşında olduğu tespit edildi.
Sonradan ‘Ötzi Buz Adam’ olarak anılacak bu kişi, Mısır piramitleri inşa edilmeden önce, insanların çoğunun küçük tarım topluluklarında yaşadığı ve metal aletlerin kullanımının yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönemde yaşamıştı.

Buna rağmen, cesedi o kadar iyi korunmuştu ki bilim insanları derisindeki dövmeleri görebildiler. Son yemeğinde ne yediğini belirleyebildiler ve öldüren ok ucunun sırtındaki yerini tespit edebildiler.
Ölümünden sonra binlerce yıl buzun içinde hapsolmuş ve buz erimeye başlayınca ortaya çıkmıştı.
‘Tarihi bir dondurucu’

İklim değişikliği sonucu dünya hızla kar ve buz kaybı yaşıyor.
Geçen yıl yapılan bir çalışma, Grönland ve Antarktika buz tabakaları dışındaki buzulların 2000 ile 2023 arasında ortalama her yıl yaklaşık 270 milyar ton buz kaybettiğini ve erimenin son 10 yılda hızlandığını ortaya koydu.
Kalıcı buz örtüleri gibi diğer buz türleri de eriyor. Buzulların aksine, bunlar yamaç aşağı hareket edecek kadar ağır olma eğiliminde değil. Ayrıca buz kütlelerinin hareket etmeyen kısımları da var ve hareket etmeyen buz, eski kalıntıları ezmeden korumada özellikle iyi.
Norveç merkezli buzul arkeolojisi programı “Buzun Sırları”nı yöneten arkeolog Espen Finstad “Son 20 yılda buzulların erimesi ile birlikte binlerce kalıntı ortaya çıktı” diyor.
Burası büyük, tarihi bir dondurucu ve dondurucu artık çalışmıyor. Bu yüzden bu kalıntılar tekrar ortaya çıkıyor ve birçoğu binlerce yıl önce oraya bırakıldıkları zamanki kadar iyi durumda.
Günlük yaşamdan bir kesit
Eski mezarlık alanlarında birçok arkeolojik eser keşfediliyor. Ötzi gibi buluşlar, sıradan bir insanın günlük yaşamından bir kesit sundukları için hayati önem taşıyor.
İtalya’nın Bolzano kentindeki Güney Tirol Arkeoloji Müzesi’nde (Ötzi’nin şu anda bulunduğu yer) görev yapan arkeolog Andreas Putzer, “Buz Adam günlük hayattan uzaklaştırılmıştı” diyor.
Üzerinde bulunan her şey, giysileri, silahları ve ekipmanları da dahil, buz altında kalması sayesinde korunmuştu.
“İlk defa, bu dönemde insanların nasıl giyindiğine dair bir fikrimiz oldu” diyor Putzer.
Ve Ötzi’nin baltasının, Avusturya sınırından yüzlerce kilometre uzakta, orta İtalya’da bulunan Toskana bölgesinden geldiği tespit edildi. Bu da o dönemdeki toplulukların ticaretle uğraştığını gösteriyor.
Buz Adam’ın olağanüstü derecede iyi korunmuş olması, biyolojik keşiflere de olanak sağladı.

Genetik analizler, mide ülserine neden olabilen Helikobakter Pilori bakterisinin tarih öncesi bir bireyde ilk kez kanıtlanmasını sağladı.
Bilim insanları 2012’de Ötzi’nin genomunu çözdükten sonra, büyük olasılıkla kahverengi gözlü olduğunu, laktoz intoleransı bulunduğunu, 0 kan grubuna sahip olduğunu, yaşa bağlı kireçlenme ağrısı çektiğini ve kardiyovasküler hastalık riskinin yüksek olduğunu tespit ettiler.
2023’te yapılan bir analiz de Ötzi’nin görünümüne dair yeni bilgiler ortaya koyarak, daha önce düşünüldüğünden daha koyu tenli ve kelliğe genetik olarak yatkın olduğunu gösterdi. Putzer’e göre, Buz Adam hakkındaki araştırmalar halen devam ediyor.
Korunmuş bir orman
Ötzi’nin bulunduğu yerden binlerce kilometre uzakta, buzların erimesiyle geçmişe ait çok farklı bir kalıntı ortaya çıktı.
ABD’nin Rocky Dağları’nda bir araştırma ekibi, radyokarbon tarihleme yöntemiyle beş bin yıldan daha eski olduğu belirlenen bir beyaz kabuklu çam ormanı buldu.
Makalenin yazarlarından, Montana Eyalet Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Craig Lee’ye göre kütüklerinden kopmuş ve yakınlarda yatan ağaçlar o kadar iyi korunmuştu ki ilk bulunduklarında odunları hala sarıydı ve “Hala yoğun bir çam kokusu yayıyorlardı.”
“Buzun içinde donmuşlardı, yani hareketsiz haldeydiler” diyor.
Yeni dikilmiş bir ağaç gibiydi.
Lee’ye göre, bu keşfi daha da ilgi çekici kılan şey, bölgede şu anda “bu ağaçlara benzer hiçbir şeyin” yaşamıyor olmasıydı. Ağaçların bu yükseklikte büyüyebilmiş olması, iklimin bir zamanlar şimdikinden çok daha sıcak olduğunu gösteriyor.
‘Yüksek kaliteli çöp’

Buzların erimesiyle ortaya çıkan bir diğer dikkat çekici keşif ise Norveç’teki eski bir Viking geçidi oldu.
Oslo Üniversitesi Kültür Tarihi Müzesi’nden arkeolog Julian Post-Melbye “Buna Viking karayolu diyebilirsiniz… bu dağ geçidini dağları aşmak için hızlı ve kolay bir yol olarak kullanmışlar” diyor.
Finstad’a göre, güzergah boyunca “en az iki bin yıl öncesine” ait çok sayıda eşya bulunuyordu.
Bunlar genel olarak iki kategoriye ayrılabilir. Birincisi ulaşım ekipmanları.
Post-Melbye, “At ekipmanlarını görebilirsiniz, kayak parçaları bulduk” diyor.
Ölü yük atları ve elbette atlardan kalan tüm dışkıları buluyorsunuz.
Ötzi’nin yaşamına benzer şekilde, sıradan insanların hayatlarından donmuş ve korunmuş parçalar bulunuyor.
Buluntular arasında eldiven, ayakkabı, çocuk oyuncakları, mum yapımında kullanılan balmumu kapları gibi giysilerden silahlara kadar, çeşitli eşyalar yer alıyor.
Post-Melbye, “Bu, tarih öncesinden kalma yüksek kaliteli bir çöp” diye espri yapıyor.
“Yirmi yıl önce, Norveç’teki yüksek dağların tarihi, dağcılık keşif gezileriyle ilgili bir öykü olurdu” diyor.
Ancak tüm bu çalışmalar sayesinde… artık geçmişteki toplumların daha geniş bir kesimini, zanaatkarları, çiftçileri, çocukları, özünde aileleri ve toplumu konu alan yeni bir tarihi anlatabiliyoruz.
‘Kısa bir zaman dilimi’
Ancak bu tür buluntular buzdan çıkarıldıktan sonra sonsuza dek yok olma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Finstad, “Buz üzerindeki eserler eriyip, buzdan ayrıldığında ki bu bir gün sürebilir, eserler eriyen sularla birlikte kaybolabilir” diyor.
“Ya da bazı kıyafetler kuruyup rüzgarla uçup gidebilir. Yani onları kurtarmak için kısa bir zaman dilimimiz var.”
Buzların erimesi arkeolojik buluşlar için bir fırsat sunarken, aynı zamanda araştırmacıları değişen iklimin gerçekliğiyle de karşı karşıya getiriyor.
Lee, “Elinizde 10 bin yıldan fazla bir süre buz içinde korunmuş organik bir eser varsa ve bu eser yer yüzeyinde yatıyorsa, bu 10 bin yıllık buzun yok olması demek” diyor.
Post-Melbye “Benim ömrümün sonuna doğru, çocuklarım aynı dağlarda durduklarında, etrafta buzullar ve buz kütleleri olmayacak” diyor.
“Her yıl, yıl boyunca bununla ilgili çalışınca, kaybın ne kadar büyük olacağını derinden hissediyorsunuz.”
Lee, buzul çağı arkeolojisinden elde edilen buluntuların sınırlı olması nedeniyle, yüzeye çıkan her şeyi hızla kurtarmamız gerektiğine inanıyor.
“Gelecek nesillere için bu alanları araştırma yükümlülüğümüz var” diyor.
Finstad da aynı fikirde.
“Belki 20 yıl sonra çok geç olacak” diyor.
“Bunu yapmak bir bakıma kaderimizde var… Yapmazsak, sonsuza dek yok olacaklar.”