1896 yılında Kandiye’de doğan Hüseyin Vasıf Bey, liseyi 1910 yılında İzmir İdadisi’nde (İzmir Atatürk Lisesi) bitirmiştir. Yükseköğrenim için İstanbul’a gitmiş ve İstanbul Hukuk Mektebi’nde eğitim almıştır. Savaş nedeniyle yarım kalan hukuk öğrenimini 1916 yılında tamamlayabilmiştir.
Hüseyin Vasıf Bey, arkadaşı Mustafa Necati Bey ile birlikte 1915 yılında İzmir’de kurdukları Özel Şark Mektebi (lise) İdadisi’nde yöneticilik ve tarih öğretmenliği yaparak kariyerine başlamıştır. Burada üç yıl görev yapan Vasıf Bey, spor yapmaya teşvik ettiği gençlerle birlikte Altay Spor Kulübü’nün kurulmasına öncülük etmiştir.
İzmir’in Yunanlar tarafından işgali sırasında Mustafa Necati Bey ile birlikte işgalin durdurulması ve direniş organizasyonu için çalışmış ve İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer almıştır. İzmir’in işgali üzerine kardeşi Mehmet Esat ile Balıkesir’e giderek, Balıkesir Kuvâ-yi Milliyesi’ne katılmıştır. 2. Balıkesir Kongresi’nden itibaren düzenlenen tüm kongrelerinde “İzmir Türk Ocağı Delegesi” olarak görev almıştır.
Hüseyin Vasıf Bey’in Millî Mücadele’ye sağladığı en önemli katkılardan biri, Mustafa Necati Bey’in Balıkesir’de bulunduğu dönemde ‘İzmir’e Doğru’ gazetesini yayımlamasıdır. Millî Mücadele basını arasında saygın bir yere sahip olan “İzmir’e Doğru” gazetesinin sahibi olan Hüseyin Vasıf, burada etkili makaleler kaleme almıştır.

Balıkesir’in işgali sonrasında gazeteyi kapatmak zorunda kalan Hüseyin Vasıf Bey, buradan ayrılarak Maarif Bakanlığı Özel Kalem müdürlüğüne atanmıştır.
Ankara’da bulunan İzmirlilerle beraber İzmir Yurdu Derneği’ni kurmuş; İzmir, Yunan işgalinden kurtulduktan sonra 1922 yılında İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ikinci dönem milletvekilliği seçimlerine katılarak, 5 Temmuz 1923 tarihinde Saruhan’dan milletvekili seçilmiş ve bu yıl içinde Saruhan milletvekili olarak mecliste yer almıştır.
Hüseyin Vasıf Bey, eğitimdeki mektep-medrese ikiliğini ortadan kaldırmak amacıyla eğitimin birleştirilmesi yasası (Tevhid-i Tedrisat) için 50 arkadaşıyla birlikte 3 Mart 1924 tarihinde bir önerge vermiştir. Tevhid-i Tedrisat kanun teklifinin kabul edilmesinden sadece üç gün sonra Millî Eğitim Bakanı olarak atanmıştır. Sekiz aylık ilk bakanlığı süresince “Tevhid-i Tedrisat”ı uygulamaya koymuş; medreselerin kapatılması, okulların laikleşmesi ve öğretmen okullarının sayısının artırılması gibi reformlar gerçekleştirmiştir. Ayrıca yabancı uzmanların getirilip eğitimin planlanması konusunu gündeme getirmiştir.
6 Mart 1924 günü Millî Eğitim Bakanlığına atanan Hüseyin Vasıf Bey’in bakanlığının ilk günlerinde zorunlu ilköğretim süresi beş yıl olarak yeniden belirlenmiştir. Bakan olur olmaz üzerinde durduğu yatılı ilkokulların açılması için bütçeden mali kaynak ayırmayı başarmıştır.
Gerçekleştirdiği radikal uygulamalardan dolayı eleştirilen Hüseyin Vasıf Bey, nihayetinde 21 Kasım 1924 tarihinde bakanlıktan istifa etmiştir.
Prag elçiliğine atanması dolayısıyla 26 Ekim 1925’te milletvekilliğinden ayrılmış; üçüncü ve dördüncü dönemde yine İzmir’den milletvekili seçilmesine rağmen büyükelçiliğe atanması sebebiyle istifa etmek durumunda kalmıştır. Dışişleri Bakanlığı kadrosuna girerek üç yıl içinde üç büyük kentte elçilik yapmış; 16 Haziran 1925 tarihinde Prag Elçisi olarak göreve başlamış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Çekoslovakya’daki ilk elçisi olmuştur. İki yıl boyunca Prag’da görev yaptıktan sonra, 11 Aralık 1927’de Budapeşte Elçisi olarak atanmış ve burada bir yıl kalmıştır.
3 Kasım 1928 tarihinde Moskova Büyükelçisi olarak atanmış ancak bu görevde yalnızca üç ay kalabilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı görevinde bulunan yakın arkadaşı Mustafa Necati Bey’in ani vefatı üzerine boşalan İzmir milletvekilliğine seçilmiş ve ikinci kez Millî Eğitim Bakanı olmuştur.
Hüseyin Vasıf Bey, 1932 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’ndan tekrar ayrılarak dışişleri bünyesinde çalışmaya başlamış ve bakanlık tarafından İtalya Büyükelçisi olarak görevlendirilmiştir. Roma’daki görevine 28 Mayıs 1931’de başlamış ancak Moskova’ya atanması nedeniyle buradan ayrılmıştır; ardından 10 Eylül 1934 günü Moskova’daki görevine başlamıştır. Bu görevin yanı sıra Litvanya’da Türkiye’yi ortaelçi olarak temsil etme sorumluluğunu da üstlenmiştir.
Soyadı Kanunu çıktığında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, kendisine “Çınar gibi dallı budaklı bir aileye mensup olmasından ötürü” Çınar soyadını vermiştir. Ani bir hastalık sonucunda, 2 Haziran 1935 tarihinde Moskova’da hayata veda etmiş; cenazesi Ankara’ya getirilerek Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Işıklar onunla olsun.
26 Ekim 2026
Ahmet Gürel